Pandora'nın Kutusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pandora'nın Kutusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2013 Pazar

PANDORANIN KUTUSU 2 NEDEN?

Paketin; seçim sistemi ile ilgili üç önerisi de mevcut adaletsizliği daha da arttıracak öneriler olması ve en uygununun seçim arefesinde seçilecek olması neden çok önemli bir tehlike?

Bir kere AKP, anayasayı tek başına değiştirebilmenin zeminini hazırlıyor. Bu kadar güçlü bir iktidarın daha fazla güç araması, getirmeyi düşündüğü anayasanın asla bir toplumsal mutabakat anayasası olamayacağını bize gösteriyor. Bundan söz etmiştim.

Kanımca tartışılmıyan bir yönü var bu konunun.
Yerel seçimlerin sonuçları ve seçime doğru yapılacak anket sonuçları hesaba katılarak düzenlenecek seçim bölgeleri; çoktan seçmeli bir seçim sistemi yanında, yürürlükte ki %10 barajının bile AKP den yana, daha kötüsü AKP nin istediği gibi sonuçlanmasına yol açacaktır. Açıklarsak, sadece kendi oyunu arttırmakla kalmayacak kendisi dışındaki partilerin oy oranını da belirleme imkanına sahip olacaktır. Bunun, sıradan bir "daha güçlü bir AKP" durumundan daha büyük tehlike olup olmadığının takdirini arkadaşlara bırakıyorum.

Böylesi olanağa sahip muktedir, muhalefeti de istediği gibi koordine edebilecektir. Seçilebilmek adına muktedire biat eden bir muhalefet olduğunu düşünün.

İşte bu yüzden; bir daha yaşanacak yetmez ama sürecinin dönüşü yok. O yüzden bu açılan, bir paketten ziyade "Pandoranın Kutusu."

Beni umutsuzluğa doğru sürekli yaklaştıran bir şey de; demokrasi denilen şeyin yalnızca ezilen kimliklerin hakları, inanç ve ibadet özgürüklerinden ibaret olduğu algısı.
Demokrasinin birincil göstergesi sınıfsal mücadelenin güvence altına alınmasıdır. Yani işçi sınıfının, sınıfsal çıkarlarını savunabilmesi onun demokratik hakkıdır. Oysa ısrarla demokrasinin temel algısı değiştirilmeye çalışılıyor. Ve ne yazık ki bu algı mühendisliğine karşı doğru düzgün bir mücadele yok.

Anayasanın "Sağlık Hakkı", eğitim ve sosyal güvence, örgütlenme ve sınıfsal mücadele haklarını güvence altına alması da önemli ve biz bu konuları şimdiden tartışmalıyız.
Vatandaş olmaktan, "müşteri" olmaya geçmenin bize gösterildiği gibi "yükümlülükten kurtulma" değil "haktan feragat etme" anlamına geldiğini anlamalı ve anlatmalıyız. Anlamak için de tartışmalıyız.

30 Eylül 2013 Pazartesi

Pandora'nın kutusu



Seçim sisteminde yapılması düşünülen değişiklik Recep Tayyip Sultanlığına yol açar.
Bugünkünden daha kötü ve adaletsiz bir seçim sistemi demektir.
Bu her zaman söylenen "değişimden yana olmakla" tümüyle zıt bir durumdur.
Zira; yeni fikirlerin gelişmesini engelleyici bir durumdur.
Eğer fikirlerin kendini siyasetle ifade etmesini engellerseniz bu fikirler kendini ifade edecek farklı zeminler bulacaktır.
Marjinallık suç değildir.
Unutmayalım Dünya’da bugün yaygın olan birçok düşünce bir zamanlar marjinaldi.

Ayrıca Dünya'nın ve ülkemizin sorunu daha fazla yetki, daha fazla güç değildir.
Demokrasi aynı zaman da erkin ve yetkinin en geniş tabana yayılmasıdır.
Demokrasi paketine bu gözle bakmazsak,
çoğunluğun seçtiğine sonsuz yetki ve güç vermekle karıştırırsak,
bir iki kozmetik malzemenin yaldızlı ambalajlarına kanıp güç ve yetkinin bir veya bir kaç kişinin elinde toplanmasına razı olursak,
Sadece bir iki seçim bölgesinde ve bir siyasi parti adına getirmesi beklenen ufak tefek iyileştirmelerin demokratik bir ilerleme olmadığını unutursak,
bilin ki bu yolun dönüşü yoktur.
Dostum Ahmet Yeni " 'Yetmez ama evet' sürecinde 'ama', yetmezciler için dönüş biletiydi" demişti.
Doğru bir saptamaydı.
Bugün o dönüş biletini kullanan bir çok arkadaşımı görüp onlar ve bizim adımıza seviniyorum.
Ancak bu yolculuğun sadece gidiş bileti var.
Bu paket açıklandığında yeni bir "Yetmez ama evet" sürecinin pişirilmeye çalışıldığını dehşetle görüyorum.
Yani durup dururken yara kaşımaya niyetli değilim.
Burada "yetmez" yok "fazla" var.
Despotluk, tek adamlık, keyfilik yönünde fazlalık var.

Bu, Demokrasi Paketi değil.
Bu açılan, Pandora'nın Kutusu.